- G:

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

Doğa, tarih ve kültür zengini Muğla’da, neredeyse her acı olaya bir türkü yazılmıştır. Hikaye bitmez Muğla topraklarında. Muğla’nın türküleri olayları ile birlikte dilden dile nesilden nesile aktarılır. Türkiye geneline yayılan türkülerin acı hikayelerini sizler için derledik.

Berkay  Göcekli
Berkay Göcekli Tüm Haberleri
mask

Doğa, tarih ve kültür zengini Muğla’da, neredeyse her acı olaya bir türkü yazılmıştır. Hikaye bitmez Muğla topraklarında. Muğla’nın türküleri olayları ile birlikte dilden dile nesilden nesile aktarılır. Türkiye geneline yayılan türkülerin acı hikayelerini sizler için derledik.

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

Ormancı Türküsü Hikayesi Nedir?

Ormancı Türküsü Muğla Yatağan'a aittir. Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili Okutmanı, Kemal Erdinç tarafından derlenmiştir. Ormancı türküsü, Temmuz 1946'da Muğla'nın Gevenes Köyü'ndeki (günümüzdeki adı Çaybükü, Muğla) Belen Kahvesi'nde vuku bulan gerçek bir olay üzerine Değirmenci Pisili Tahir Usta tarafından söylenen ve zamanla ünü Türkiye geneline yayılan bir halk türküsüdür. Derleyicisi ve TRT Repertuvarına katılmasını sağlayan da Nazmi Yükselen'dir.[1] Türkünün sebep olduğu ilgi nedeniyle Çaybükü köyündeki Belen Kahvesi yakın geçmişte restore edilmiş olup, ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Gevenes mahallesinde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafa’nın en yakın arkadaşı köy muhtarı Tevfik Cezayir'dir. Her akşam köy kahvesinde dama oynayan iki arkadaşın iddialı ve dostane karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayir, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında 'Sarı Memet' lakaplı Orman Memuru Mehmet İn çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu Çiftlik mahallesinde yangın çıkmıştır. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Ancak bu arada 1946 seçimlerinin evrakı da Yatağan’a gönderilecektir. Her türlü evrak Yatağan’a köy bekçisi tarafından götürülmektedir. Muhtar Cezayir, 'Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem' cevabını verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayir, 'Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et' der ve oyuna devam eder.

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

Ormancı dama masasına bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak’ın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak’ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa tetiği çoktan çekmiştir ve kurşun muhtar Tevfik Cezayir'e isabet eder. Ormancı Mehmet İn, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tütün tabakası olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Tevfik kanlar içindedir.

O günlerin imkânsızlıkları içerisinde Tevfik’i, tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi’ne götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey’e, “Babamın selamı var, bu adamı iyileştir” diye yalvarır. Doktor Veli Bey, “O ölecek, önce senin kolunu saralım” diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa’yı yanına çağırarak, ”Ben ölüyorum, hakkını helal et” dedikten sonra can verir. Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır. Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.

Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet İn ise, tayinini ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğü’ne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür. Mustafa Şahbudak da, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğla’ya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayir’i öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtar’ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri İzmir’e yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler. Bu arada Mustafa'nın anne tarafından akrabası olan Değirmenci Pisili Tahir Usta Gevenes Köyü’nde yaşanan bu acı olayın türküsünü bestelemiştir. Bu türkü bugün düğünlerde okunan, herkesin diline düşen Ormancı türküsüdür. Hayatının kalan yıllarını bu olayı unutmaya çalışarak geçiren Mustafa Şahbudak da 28 Mart 2005 günü İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi’nde 83 yaşında ölür.

Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya

Bay Mustafa çağırdı dam oynamaya

Ormancı da gelir gelmez yıkar masayı

Söz dinlemez Ormancı çekmiş kafayı

Aman Ormancı canım Ormancı

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes'in ortasında değirmen döner

Değirmenin suları dağından iner

Ormancı'ya atılan kurşun Tevfik'e döner

Tevfik'in feryatları yürekler deler

Aman Ormancı canım Ormancı

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes'in suları hoştur içmeye

Üstünde köprüsü var gelip geçmeye

Tevfik'imi vurdular hiç mi hiç yere

Yazık ettin Ormancı köyün iki gencine

Aman Ormancı canım Ormancı

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Müzeyyen Senar, Sümer Ezgü, Hale Gür, Ahmet Günday, Tolga Çandar, Kubat ve İbrahim Tatlıses gibi sanatçılar tarafından okunmuştur.

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

Kerimoğlu Türküsü Hikayesi Nedir?

Cesaret ve gözüpekliği ile halk arasında adını duyurmuş, 1882 ve 1901 yılları arasında yaşamış olan Pisili Kerimoğlu Eyüp adına yakılmış türkü ve bu zeybek havasında oynanan oyundur. 1985 yılında Mehmet Ali Eren tarafından Ali Kara ve Lütfi Nalbantoğlu kaynak alınarak derlenen bu türkü ve oyunu ilk kez yine aynı yıl Muğla Endüstri Meslek Lisesi Zeybek Ekibi tarafından oynanmıştır. Kerimoğlu Zeybeği, 1901 yılında geçen ve Muğla'nın Yeşilyurt beldesinden Kerimoğlu Eyüp'ün kahramanı olduğu bir olayı konu edinen ünlü bir türkü.

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

Türkünün konu ettiği olay Kerimoğlu Eyüp'ün ölümü ile sonuçlanmıştır ve öldürüldüğü ev yine Muğla yakınındaki Yerkesik beldesinde bulunmaktadır. Bu ev günümüzde türkünün anısına müzeye dönüştürülmüştür.

Kerimoğlu Türküsü Sözleri

Öf aman da, aman da

Kermoğlunun sandalı da sandalı

Öf aman da, aman da

Kermoğlunun sandalı da sandalı

Al ganlara boynamış

Kerimoğlunun her yanı da her yanı

Al ganlara boynamış

Kermoğlunun her yanı, her yanı

Hadülen de ülen de

Şu dağlarda geyik kalmadı

Hadülen de ülen de

Şu dağlarda geyik kalmadı

Oynalen de kör arabım sen oyna

Senden başka yiğit kalmadı

Oynalen de kör arabım sen oyna

Senden başka yiğit kalmadı

Çökertme Türküsü ve Hikayesi?

Çökertme türküsünün hikayesinde baş kahramanlar Halil Efe ve İbram (İbrahim) Çavuş'tur. Van'dan Bodrum'a gelen bir ailenin oğlu olan Halil bir namus meselesi yüzünden kız kardeşini öldürmek zorunda kalmıştır. Bu nedenle de hayatını kaçak olarak devam ettirir. İstanköy'e gidip gelerek kaçakçılık işiyle de uğraşır. İbram Çavuş da Halil'in en yakın arkadaşıdır. Halil, Rumlar tarafından ihbar edildiğinde tutuklanır ve 7 yıl kadar cezaevinde kalır. Bu nedenle de Rumlara karşı bir düşmanlığı vardır. Türküde adı geçen Hafize ise kaymakam evinde hizmetçilik yapar. Güzelliği ile kasabada adından bahsedilen bir genç kızdır.

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

İbram Çavuş ilk olarak Hafize'yi kendisine ikinci eş olarak almış ancak tepki çekince geri bırakmıştır. Efeler tarafından dağa kaçırılmıştır. Annesi gibi Hafize de artık çengicilik yapmak zorunda kalır. Bir zaman sonra adı artık Çakır Güssüm olur. Daha sonraki zamanlarda da Halil Güssüm'e aşık olur. Bunun yanında hem efeler hem de kaymakam onların peşine düşer.

Halil ve Güssüm aylarca kaçarlar ve bu kaçış sırasında da durakları Çökertme olur. Burası günümüzde Yalıkavak'taki marinanın olduğu yerdir. Halil ve Güssüm buradan adalara kaçmak isterler. Rum denizci teknesini alırlar. Rum denizci Halil Efe'ye havaların iyi olmadığını ve kendilerinin ASpat'ta kalmaları gerektiğini söyler. Halil Efe kabul eder. Ancak denizci ikisini de ihbar eder. Kaymakam ve askerler oldukları yere gelirler. Açılan ateş sırasında Halil Efe yaralanır. Sonra da kaymakam emri ile boğarak öldürülür. Güssüm başta olmak üzere tüm Bodrum bu olay üzerine yasa boğulur. Sonrasında da bu türkü ortaya çıkar.

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

Çökertme Türküsü Hikayesi Gerçek mi?

Hemen her türküde olduğu gibi Çökertme türküsünde geçen olayların da gerçek olduğu üzerinde durulmaktadır. Günümüzde de hala oldukça popüler olan bu türkünün hikayesi üzerine birçok dizi ve film de çekilmiştir. Hüzünlü bir hikayesi olması türkünün popüler olmasında son derece etkili olan bir konudur. Hikaye 20. yüzyıl başlarında ortaya çıkmıştır.

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

Deniz üstü köpürür türküsünün hikayesi?

Muğla’da yaşayan bir genç olan Osman türküyü ilk söyleyen olarak bilinmektedir. Osman bu türküyü bir düğünde gördüğü Gülayşe adındaki genç bir kıza olan aşkını ifade etmek için söylemiştir. Eskiden Anadolu’nun genelinde olduğu gibi Muğla civarında da gençler düğünlerde evlenecekleri kişiyi beğenmeye gidermiş. Eğer bir kişiyi beğenirlerse o kızın evine görücü yollarlarmış. Bu yüzden genç erkekler, genç kadınları görmek için yüksek yerlere çıkarlarmış. Osman da bu amaçla gittiği bir düğünde Gülayşe’yi görür görür görmez aşık olur.  Osman aşık olur olmasına ama ne o gün ne de daha sonrasında görücü yollamaz. Kendisi aşkını da Gülayşe’ye söylemez. Onu tekrar görmek ve tanımak için sürekli düğünlere gitmeye başlar. Her düğüne giden Osman Gülayşe’yi tekrar  görmeyi umar. Her düğüne giden Osman düğünlerin vazgeçilmezi olmuş. Herkes Osman’ın kim olduğunu ve Osman’ın neden her düğüne gittiğini merak etmektedir.

Osman, gittiği bir düğünde Gülayşe’yi görür ve gidip onunla konuşmaya kararlıdır. Onunla konuşma girişiminde bulunduğu sırada arkadaşları derdini öğrenmek için Osman’ı alıp sesiz bir yere götürürler. Osman’a derdini soran arkadaşlarına derdini anlatmak için Osman alır eline sazını ve başlar şu sözleri söylemeye:

“Deniz üstü köpürür hey canım

Rinna nay rinna rinna nay

Kayığa da binsem götürür hey canım hey

Benim de şu cihana gelişim hey canım”

Deniz üstü köpürür ah yârim

Gemilere binsen götürür ah yârim ah

Benim sana yandığım ah yârim

Bir güzelden ötürü ah yârim ah

Diz üstüne diz koydum ah yârim ah

Gül yastığa baş koydum ah yârim

Seni gelecek diye ah yârim

Sol yanıma boş koydum ah yârim ah

Osman’ın söylediği bu sözler dilden dile nesilden nesile aktarılır. Usta sanatçı Cem Karaca’nın yorumladığı Deniz Üstü Köpürür türküsünü başka usta şarkıcılar da seslendirdi.

Muğla Türkülerinin Hikayeleri! Ormancı, Kerimoğlu, Çökertme, Deniz Üstü Köpürür, Şu Köyceğiz Yolları Hikayesi?

Şu Köyceğiz Yoları Türküsünün Hikayesi Nedir?

Muğla’da en çok sevilen türkülerden biri de ‘Şu  Köyceğiz Yolları’. Şu Köyceğiz Yolları Türküsünün Hikayesi ise şöyle: 1919 yılında Güzelyurt köyünde doğan Hasan Ali Dalar, gençlik yıllarında heybetli cüssesiyle güreşe meraklı, yörenin ünlü pehlivanları arasında nam salmış bir genç.

Hasan Ali Dalar, gün gelir mavi gözlü sarışın bir kız olan Ayşe'ye gönlünü kaptırmıştır. Ayşe de ona gönül vermiş olması rağmen, varsıllı olan kızın babası bu işe razı gelmemiş. Kaçmak için sözleşen iki genç, bu diyarlardan gitmeye karar verirler. Arap Hasan Ali, atına bindirdiği Ayşe'yi Burdur -Gölhisar Çakmak Yaylası'nın yolunu tutmuş. Eşraflı olan kızın babası bir yandan, Ayşe'nin eniştesi ile kızları Ayşe'yi ararlar. Dalaman Devlet Üretme Çiftliği şimdiki adı (TİGEM) olan Karameneviş mevkiinde baldızını arayan enişteye köylülerden biri sorar: "Hayrola hemşerim, ne arıyorsun bu ovada?" Eniştenin cevabı "Camızları kaybettim, onları arıyorum" olur.

Akrabalarının yanlarına varmak üzere olan Arap Hasan Ali, bir ihtiyarın evine uğrayıp az ekmek ister. Yaşlı adam kızın hal ve hareketlerinden gençlerin kaçak olduğunu sezer. Hasan Ali, atındaki Ayşe'yle yola koyulur. Katık istediği adam ise, hemen jandarmaya haber uçurmuştur. Çakmak Yaylasına vardıklarında askerler, kaçak gençlerin etrafını kuşatıp, Arap Hasan'ı tutuklar. Çakallık (Dalaman) Köyüne haber ulaşır ve kaçırılan Ayşe, babasına teslim edilir. Arap Hasan mahkemeye gide-gele Köyceğiz yollarını aşındırır. Hakim, kendi rızasıyla kaçan kıza el sürülmediğine kanaat getirir ama yine de Arap Hasan Ali, kızı alıkoymaktan kısa süreliğine de olsa, Muğla'da dama (Hapishane) düşer. Ayşe, babası tarafından bir başkasıyla evlendirilir. 1938 yılında Muğla Cezaevi'nde kaldığı süre içinde yaşadığı bu olayı kaleme döküp söz yazan Hasan Ali Dalar, yazdığı bu söze bir güzel beste yapar. Kısa süren tutukluluk döneminden sonra 1939 yılında asker olan Hasan Ali Dalar; terhisinden sonra Gürköy' e taşınıp Ayşe'yi unutmaya çalışır. Akköprü ve Bülüçlü madenlerinde çalışıp emekli olduktan sonra 1983 yılında vefat eden Arap Hasan Ali Dalar' ın ardından geriye sonsuza dek söylenecek bir türkü kalır.

İşte o türkü "Şu Köyceğiz Yolları, Kaldır Ayşem Kolları, Bizim İçin Yapılmış Şu Muğla'nın Damları" diye uzar gider. Anadolu'da her türkünün bir öyküsü, her ozanın bir hikâyesi vardır. Onlar, bizim kültürümüz, kültür değerlerimizdir. Diğer türkülerimizin çalınıp söylendiği gibi, "Şu Köyceğiz Yolları" türküsü de 73 yıldır çalınıp söyleniyor ve sonsuza dek çalınıp söylenecek"

TÜRKÜNÜN SÖZLERİ

Şu Köyceğiz yolları

Kaldır Ayşem kolları

Bizim için yapılmış

Şu Muğla'nın yolları

Oldu mu Ayşem Oldu mu

Enişten camızlarını buldu mu

Bir kerecik öpmeynen

Gül benzin Ayşem soldu mu

Su gelir akmak ister,

Top zülüf yaşmak ister

Şu benim deli gönlüm

Yare kavuşmak ister

Oldu mu Ayşem oldu mu

Seninlen karayerler doldumu

Bir kerecik öpmeynen

Gül benzin Ayşem soldu mu

Ay akşamdır varamam

Dillere destan olamam

Ay buluta girince

Bağlasalar duramam

Oldu mu Ayşem oldu mu

Bu nazlar yakışık aldı mı

Bir kerecik öpmeynen

Gül benzin Ayşem soldu mu

Olamam ben olamam

Ben Ayşem'siz olamam

Ay buluta girince

Bağlasalar duramam

27 Nis 2024 - 13:20 Muğla- Kültür & Sanat --- Okunma

Mahreç  Berkay Göcekli

# MUĞLA İLE İLİŞKİLİ:
# MARMARİS İLE İLİŞKİLİ:

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet değil haberi geçen ajanstır.