MARMARİS MANŞET

İDDİALAŞMAK + KAVGA = ?

Yıllar önce Amerika’da Musevi kökenli Amerikalı bir hocam vardı birgün derste  “Türkler yabancılara karşı çok nazik ve centilmendirler ancak birbirlerini küçük gördükleri veya varlıklarını kabul edemedikleri için her fırsatta aralarında iddialaşırlar sonra da kavga ederler” demişti.

Aradan çok uzun yıllar geçti, yurtdışı görevim bittiğinde ve Türkiye’ye döndüğümde bu sözün hayatımda duyduğum bütün sözler içinde belki de en doğru tespit olduğuna inanmaya başladım.

Siyasete bakıyorum, spora, gazetelere, sokaklara, trafiğe hertarafa bakıyorum Amerika’daki Musevi asıllı Profesörün söylediklerinin aynısını görüyorum.

Önce iddialaşma, sonra kavga…Hakaret ve dargınlık…Çözüm mahkemelerde bazen yumruk veya silahlarda…

İncir çekirdeğini doldurmayan, çok basit, hiç anlamı olmayan, yurtdışında en cahil insanın bile gülüp geçeceği şeyler Türkiye’de iddia konusu oluyor,   kavgaya gidiyor ve sonunda mahkemelere düşüyor.

Çok açık ve net görüyorum bilhassa esas yoğunluk olan şehirlerde İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Antalya ve benzeri yerlerde sokağa çıkıp  başınızı kaldırdığınızda en çok gördüğünüz tabelalar Avukat ilanları.

Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar çok Avukat ilanı, ben görmedim. Diğer köy ve mahallelerde avukatın olmadığı yerlerde genelde silahlarla sorunlar çözülüyor… Dikkat edecek olursak önce Osmanlı yine kendi içinde zayıflayıp kavgalarla çöküyor sonra 1960’da yine iç kavgalar sonucu darbe, aradan kısa süre sonra yine iç kavgalar ve 1980 darbesi. Bir takım muhtıralar… Bugün siyasete bakıyorum orada da devamlı iddialaşmalar, fırsat buldukça Meclis’te yumruklaşmalar.  Neden , niçin ? İddialaşmadan ve kavga etmeden yaşamak bu kadar mı zor?

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ