BU YAZININ BAŞLIĞINI SİZ KOYUN!

Canlarım,
Bugün sizlerle son günlerde yaşadığım bir olayı paylaşacağım.
Her emekli gibi ben de bana en fazla promosyon veren bankayı seçtim ve QNB Finans Bank Marmaris Şubesi'ne gittim.
Orada alt katta görev yapan V. Bey sağolsun, ilgilendi, bana yardımcı oldu ve işlemi gerçekleştirdi.
Bankaya adresimi verdiğim halde bir kaç ay bekledikten sonra cep telefonuma "müşteri kartınız bankamıza gelmiştir ya bir ay içinde gelir alırsınız ya da imha ederiz haaa'' tonunda ültümatom gibi bir mesaj geldi bankadan.
Dizlerim titreyerek bankaya gittim. Günlerden pazartesi Kasım 28'i ve banka dolu. Kapıdaki görevliye kartımı almaya geldiğimi söyledim. "Beyefendi sıra numarası alın bekleyin" dedi. Evladım ben bir işlem yapmayacağım ki, gelin kartınızı alın dediniz geldim. Neden bu kadar insanı beklemem gerekiyor? Verin kartımı gideyim dedim. Valla onu bilmem, isterseniz yukarı çıkıp konuşun dedi.
Yukarı çıktım (bundan sonrasını iyi okuyun) iki adet genç memurla selamlaştık. Müdüre Hanım'ın odasına girdim, hiç istifini bozmadı. Yani ne merhaba, ne size yardımcı olabilir miyim, ne buyrun oturun, ne bir şey içer miydiniz? Düşünebiliyor musunuz dedesi yaşında (82 yaşındayım) biriyim!

Müdüre Hanım ev adresimi vermeme rağmen her nasılsa müşteri kartım bankanıza yollanmış, bana bir mesaj yollamışsınız. Kartımı almaya geldim ama sıra beklemem gerekiyormuş. Zaten işleri başından aşkın aşağıdaki kızcağızların, başka bir işlem yaptırmam gerekmiyor. Sadece kartımı alıp gideceğim. Neden sıra beklemek zorundayım. Bankadaki başka bir çalışan arkadaş kartımı verse olmaz mı diye sordum (Hala ayaktayım)

"Burası ticari kart. Herkes gibi siz de aşağıda sıranızı bekleyin efendim, her kartını almaya gelene özel muamele yapamayız dedi. Sanki her dakika insanlar kart almaya geliyormuş gibi. "Siz eğer kartımı adresime yollasaydınız ne bu zahmeti çekip buraya gelirdim, ne de aşağıda kırk saat sıra beklemek zorunda kalırdım. Niye sizin hatanızın eziyetini ben çekmek zorundayım ki" diye sordum. (Bu arada hala ayaktayım)

Ya işte böyle sayın seyirciler. Baktım ki su üstüne yazı yazmaya çalışıyorum. Şeyhlik tarafım ağır bastı kontrolümü kaybetmedim. "Bak küçük hanım müdürünüz Ali Bey beni kapıda karşılar sonra da kapıya kadar yolcu ederdi. O koltukta oturmakla yönetici olunmuyor. Sizin bir yönetici olabilmeniz için fırınlar dolusu ekmek yemeniz lazım" demedim.

"Türkiye'ye döndüğüm1988 yılından beri turizm esnafıyım, ve bu kasabanın kaymakamı, belediye reisi dahil, tanınan, sevilen, hürmet edilen birisiyim. Çalışmadığım banka, tanımadığım banka müdürü olmadı. İlk kez böyle bir kabalıkla yüz yüze geliyorum" da demedim...

Aşağı kata indim sağolsun V. Kardeşim "Abi biraz bekle ben şimdi kartını bulur veririm" dedi. Biraz sonra önüme koyduğu formu imzaladım kartımı aldım. Bir dakika bile sürmedi.

Sonra Deniz Bank'a gittim. İkinci kata çıktım. "Kartımı almaya geldim'' dedim. Müdür yardımcısı " buyurun oturun Güven Bey" dedi. Aşağıya telefon açtı kartım geldi. İmzaladım aldım. Bir de kahve ısmarladı.

Değerlendirmeyi siz yapın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güven Karabenli - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Marmaris’in ihtiyacı olan öncelikli okul hangisidir?
Tüm anketler