Hayrolsun; Başkan Apar Topar Ankara’ya Gitmiş

Muğla yerel siyasetinde bir dönem kapandı gibi.

Yani Osman Gürün döneminin esir aldığı yerel siyasetten söz ediyorum.

Ancak insanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktıysa, hakkında yorum yapmaya korkmayan alışılageldik kişilerin dışındaki kim varsa temkinli konuşuyor.

‘Aday değilim’ demesine rağmen özellikle.

Yani her an bir yerden tekrar çıkacakmış gibi korku ve endişe duyanlar yok değil.

Olur mu olur, burası Türkiye.

Hele ki siyasetimiz zaten yerle yeksan.

Etik ve omurga mevhumlarından uzak bir yapı.

O nedenle olur mu olur.

Kaldı ki benden duyun istedim, Gürün Pazartesi günü (bugün) sabah erken saatlerde apar topar Ankara’ya gitmiş.

Dedikodu değil, isterseniz doğrulatabilirsiniz.

Gazetecilik hayatımda hiç mesnetsiz bilgi sunmadım.

İster misiniz CHP Genel merkez yönetimi, ‘Sensiz olmaz Osman Ağam’ desin.

Ya da ortaya büyükşehir aday adayı olarak çıkan isimlerin belirlenmesinde ‘sen yardım et, işaret et’ desin.

Derler mi derler.

Bildiğiniz üzere Osman Gürün görev süresi dolduğunda 25 yıllık hükümdarlığını sonlandıracağını, geçtiğimiz hafta sosyal medyasından duyurduğu ‘aday olmayacağım’ duyurusuyla açıkladı.

25 yıl boyunca ilk kez kendi ağzından aday olmayacağını açıkladı.

Hepimizin malumu kendileri aday olmaz, aday gösterilir.

Yukarıda adamınız varsa ve sırtınızı da ona dayamışsanız bu ağdalı lügatlar kaçınılmaz olabiliyor.

Kendisi de her seçim döneminde üstten üstten bu raconu kesti hep.

Ama final sözcükleri başka türlü oldu.

25 yıldır ne ‘adayım’, ne de ‘aday değilim’ dediğini duymadığımız Osman Gürün, oyuncağı elinden alınmış çocuk misali küçük bir açıklama metniyle sosyal medyadan ilk ve son kez aday olmayacağını duyurarak, belediyecilik kariyerinde bir ilki gerçekleştirdi.

Çeyrek asırlık bir görev dönemi için içinde duygu barındırmayan, yapılmış olmak için yapılmış bir açıklama izlenimi verdi o söz konusu duyuru bana.

Sadece belediyeyi değil, Muğla CHP’sini değil, koskoca Muğla’yı dizayn etmeye kalkıştığı 25 yıla sığdırılacak bir açıklama olmadığı besbelliydi.

Bu duyurunun içeriğini ben biraz da bir futbol takımının başında başarısız ancak, yönetimle arası iyi olan bir teknik adamın gidişine benzettim.  

Yönetim hocanın prestijini düşünerek, hocayı kovmuş gibi yapmayıp, ‘hocam sen istifa ettiğini, yollarımızı karşılıklı ayırdığımızı açıkla’ demesi gibi bir akıbet yani.

Böyle bir ayrılığa benzettim Gürün’ün ani kararını.

Yoksa son dakikaya kadar adaylık kovaladığını tahmin etmek çok zor değil.

Aday gösterilmeyeceğini anlayınca hiç benimsemeyeceği hamleyi yaptı.

Gürün’ün açıklamasının vatandaşa geçen enerjisi işte bu şekilde.

Yani ‘yetiversin’ diyerek bu açıklamanın gelmediğini herkes biliyor.

Hal böyle olunca da, vatandaş alkışlarla uğurlamıyor.

Nasıl mı?   

Mesela; Gürün’ün aday olmayacağını duyurmasıyla sokakta ve sosyal medya da büyük bir memnuniyet içerikli ifadelerle karşılaştık.

Kimileri bu memnuniyeti kutlamaya bile çevirdi.

Haklarını helal etmeyenleri bile görüp, okuduk.

Bütün bu yazılıp çizilenleri okudukça oturup bol bol düşündüm.

Osman Gürün adına üzüldüm. Onun yerinde olmak istemeyeceğimi mırıldandım.

Bir insan kötü bir belediye başkanı olabilir.

Hatta o belediye başkanları bile bu tarz da ifadelerle uğurlanmadı, gidişleri bu kadar mutluluk oluşturmadı.

Bir belediye başkanı, her şeyden önce bir insan, bu kadar tepkiyi hep bir ağızdan söylercesine alabilmeyi nasıl başarır?

Bunları düşündüm ve  anlaşılır gibi bir durum değil.

Galiba Osman Gürün belediye başkanlığında elde edemediği başarıyı, insanların tepkilerini almak yönünde elde etti.

Bu da bir başarı değil mi… 

Neyse iyi geldi, iyi gitti diyemesek de, 25 yıl adından olumlu ya da olumsuz söz ettirmeyi başardı diyebiliriz Gürün için.

Şimdi herkesin merakla beklediği CHP’nin gerek büyükşehre, gerekse Menteşe’ye kimleri aday göstereceği konusu gündemin başını çekiyor.

Umarım kamu vicdanında yer bulan bir isim ortaya konur.

Yoksa Osman abimiz hazır kıta bekliyor olabilir bizden söylemesi.

Şaka da olsa her şakanın altında bir gerçek yatar.

Yoksa bayram değil seyran değil, CHP genel merkezinin ‘açıklama yapmışsın gel de bir öpüşüp koklaşıp vedalaşalım’ demek için kendisini çağırmış olacağını düşünmüyoruz.

Bakalım Gürün’ün bu apar topar Ankara’ya gidişi ne tür bir gelişme ya da gelişmelere gebe bunu da nasılsa öğreniriz.

Bir de bakarsınız, çeşit çeşit aday belirleme yöntemlerini konuşup, hala daha yöntemini belirleyemeyen CHP yönetimi, miş mış gibi yapıp, Gürün’e parti büyüğü nişanı takarcasına ‘Osman abi kimleri gösterelim, bize yol göster’ der mi?

Valla CHP bu.

Bu senaryoların, vücut bulduğu parti sonuçta.

Alışkanlıklarından öyle kolay vazgeçebileceğini düşünmediğimiz CHP.

Bu alışkanlıklarına en güzel Osman Gürün örneğine bakarak anlayabilirsiniz.

Dile kolay 25 yıl, çeyrek asır. Gürün’ün göreve geldiği tarihte doğanlar, askerliğini bitirip, hayata atıldılar, kız çocukları evlendiler, çoluğa çocuğa bile karışmış olabilirler.

Bunlar hep o kör alışkanlıklara sahip, genel yönetimdeki adamcılardan dolayı oldu.

Olan kime oldu?

Muğla’ya oldu.

Muğla’nın kaderiyle oynayanlar, umarım Osman Gürün’ün ‘aday değilim’ açıklamasından sonraki vatandaş memnuniyeti ve mutluluğunu da görme fırsatını bulurlar.

Çünkü bu yıla kadar halka kulaklarını tıkayıp, Ankara’dan adam atamaya çok alıştılar. 

Hazıra ne kadar güvenirsen güven, bir gün o miras ta bitecektir.

Bekleyip görelim, bakalım neler olacak. 

Olanları da yazmaya devam ederiz.

İyi haftalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Süleyman Akbulut - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet değil haberi geçen ajanstır.