NEYE NİYET, KİME KISMET

Siyasetin nasıl mesleğe dönüştüğünü kaleme alayım derken, 6’lı masanın yılan hikayesine dönüştüğü döneme benzer CHP’nin adaylık sürecine ilişkin büyükşehir adayının kim olacağı sorusu nihayet cevabına kavuştu.
Aday konusuna aşağılarda elbet değiniriz.
Siyasetin mesleğe dönüştüğünü hep düşünürdüm de, özellikle Milas’ta CHP’li üyelerle yapılan önseçimde daha yakın geçmişin yani bundan önceki 27. Dönemin Muğla Milletvekili olan Suat Özcan ve kendisinden daha eski olan Milletvekili Fahrettin Üstün’ün aldıkları oyları görünce iyice pekiştirdim. Bu pekişen düşüncemi de sizlere mutlaka aktarmalıydım.
Evet, söz konusu gerçekleştirilen önseçimde Suat Özcan 26, Fahrettin Üstün 13 oy alabildi.
Gerçekten üzücü bir son. İnsan bu işlere soyunurken, milletvekilliği dönemindeki karnesine ve halktaki karşılığını da görebilmeli.
Özellikle meclise girdikten sonra varlığı yokluğu belirsiz olan Suat Özcan’ın bir şekilde piyangodan çıkarak, milletvekilliği mertebesine ulaştıktan sonra böyle bir karar alıp, belediye başkanlığına soyunmasını tuhaf karşıladım.
Bizim Muğla’dan görebildiğimizi, kendisinin, memleketi olan Milas’tan görememiş olması ayrı bir sorun. Bu da milletvekilliği dönemi de dahil halka ve siyasete ne kadar uzak, bir o kadar da karnesinin ne denli başarısız olduğunun göstergesi değil midir?
Kaldı ki kendisinin Muğla için hizmetlerini hatırlamadığımız gibi, sadece mensubu bulunduğumuz Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin geçtiğimiz genel kurulu öncesi partili bir gazeteci aday için Marmaris’teki üyelerimize ulaşma çabasını hatırlamaktayız.
Zaten kendisiyle ilgili tek hatırladığımız da buydu. Bu girişiminde de zaten yine etkisi olmamıştı.
Herhalde artık siyaset defterini kapatmıştır, kapatmadıysa da, kapatmasını tavsiye edelim. Malumunuz ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Milaslı üyeler de lafa bakmamış anlaşılan. Fahrettin Üstün için de durum pek farklı değil. Siyasette neredeyse unutulduğu bir dönemde tekrar ilçesinde belediye başkanı olmak istedi.
Sanırım bu girişimler son kurşun sanılan girişimler ama sadece sanılan.
Kendisine, çalışmalarına, popülaritesine, halktaki karşılığına güvenen dönemin milletvekilleri elbette belediye başkanlıklarına soyunabilir ama biraz da insan kendisini değerlendirmeli. Değerlendirmezse işte sonuç bu şekilde komik oranlarla sonuçlanır.
Gerçi kendine güvenenlerde Osman Gürün’ün tarafgirliğine ve CHP genel merkezine takıldılar ya neyse…
Bu anlamda Fevzi Topuz’u üyeler üzerinde bıraktığı etki ve uzun yıllardır aktif siyaset yapmadığı halde halktan kopmayıp, bugün gelinen noktada Milas’a tekrar aday olabilme başarısından dolayı kutlarım.
Keşke böylesine kucaklayıcı bir ismi CHP genel merkezi büyükşehirde değerlendirseydi. Niyetinin bu yönde olduğunu bildiğimiz Topuz, Ankara’da Milas için ikna edilmişti. Bugün geldiğimiz noktadaki süreç yönetimini eline yüzüne bulaştıran CHP genel merkez yönetimi, aday adayı olarak sahaya inen birbirinden değerli ismi harcarken, Topuz ismiyle vicdanlara hitap edebilirdi ama olmadı.
Gelelim aylardır merakla beklenip, bu yolda 10 ismi niteliksizleştirircesine başka formüllerle oyalayıp, kamuoyunu ve aday adaylarını bile yoran ve daha sonra da sürecin acemiliğini ne yaptığını bilmez bir şekilde ortaya koyan CHP genel merkezinin ilan ettiği Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayına.
Evet, hepimizin öğrendiği üzere Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras olarak ilan edildi.
İlk başlarda Ayla Kara, devamında Burak Erbay, Muhammet Tokat gibi isimler sürecin favori isimleri olarak öne çıkıyordu. ‘Süleyman Girgin olmadı ya’ diye düşünüp, buna memnun oldukları için bu favori isimlerin aday olamayışına üzülmeyi unutanlar da yok değil süreçte.
Malum Süleyman Girgin, Gürün’ün genel merkeze dikte ettiği isimlerden olarak biliniyordu ve bir o kadar da Bahattin Gümüş ile yol yürüdüğü için ‘Çimentocu’ olarak anılıyordu ve bu da rahatsızlıklara sebebiyet veriyordu.
Günün sonunda o çok dillendirilen anketlerde de yer bulan bu isimler, genel merkezin hızarına takıldı ve ilçesinde bile aday gösterilip gösterilmeyeceği merakla beklenen Aras aday gösterildi hem de büyükşehre.
Eeeee ne demişler, neye niyet, kime kısmet.
CHP’li seçmen vicdanında yer bulup bulmadığını bilmediğim bu son kararda, Aras’ın aday gösterilmesi birçok soruyu beraberinde getirecektir doğal olarak.
10 aday adayı arasından aday belirleyemeyen CHP’nin üst aklı, (gerçi öyle bir akıl var mı, yok mu bu da ayrı bir tartışma konusu) Ahmet Aras’ı neye göre aday yaptı?
Hangi irade, hangi kıstasa göre bu kararı verdi?
Kendi ilçesindeki memnuniyet anketinde yüzde 12’lik bir orana sahip olduğu öğrenilen Aras, kimlerin desteklediği bir isimdi?
Bu soruların cevaplarını ararken, özellikle Aras’ın adaylığı açıklandıktan sonra sosyal medyada, Aras’ın bazı sermaye grupları tarafından büyükşehir adaylığına taşındığına yönelik iddiaların paylaşıldığını gözlemledik.
Hal böyleyse durum vahim. Bu iddianın yanında gaz alma yöntemi olarak başından bu yana günü kurtarma gerekçesi gibi başvurulan anketlerde Aras’ın önde çıktığı safsatası da pompalanıyordu.
Buna kim inanır? Belki Kadir İnanır gibi kötü bir espri yapayım ki, ortamın da bu kadar kötü espriye gebe olduğu anlaşılsın.
Kaldı ki Ahmet Aras bu anketlerde önde çıktıysa, sosyal medyadan yazmaya çalıştığı teşekkür metninde vatandaşa da bir teşekkür etmesi gerekmez miydi mesela?
Gözümden kaçmadı, demek ki kendisi bile anketlerde önde çıktığına inanmamış.
Kaldı ki sürece anketlerin etkisi olduğuna ben açıkçası inanmıyorum. Çünkü aday adaylarının çoğunun kendi ağzından anketlerde önde olduğunu söylediğini duymuştum.
Demek ki anket gerekçesi genel merkez safsatasına dönüşmüş.
Ayrıca, benim bildiğim anket aday adayları arasında yapılması lazım. CHP yönetimi onu bile aday adaylarını birbirine kırdıracak nitelikte yapmaya çalıştı ve eline yüzüne bulaştırdı.
Aras’ın da büyükşehre aday olmadığını, Bodrum’a aday adayı olduğunu bilmeyenimiz yoktu. Bodrum’a aday gösterilmesi halinde bile seçimi alma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu yapılan yorumlardan izliyorduk.
Ne oldu da Aras, büyükşehre aday ilan edildi?
Eğer sosyal medyada dillendirilen sermaye gruplarının dahli konusunun gerçeklik payı varsa, CHP Muğla siyaseti için sıkça dillendirilen merkez siyaseti sınıfta kaldığı gibi, CHP’de artık parayı verenin düdüğü çaldığı bir parti ya da sermaye gruplarına hizmet eden bir parti pozisyonuna dönüşmüş olacaktır.
Eğer hal bu sözünü ettiğim yöne evrilmekteyse, CHP seçmeninin sadakati, CHP yönetimlerince kötüye kullanılmaktadır manası akıllara düşecektir.
Bütün bu düşünceler ve ortaya atılan iddialardan yola çıkarak; CHP genel merkez yönetiminin Aras tercihiyle, ‘hangi adayla daha fazla oyu alabilirim’ fikrini değil, hangi adayla Muğla’yı yönetebilirim fikrini savunur gibi bir görüntü sergilediğini düşünenlerdenim.
Bu da partinin geleceği açısından endişe vericidir.
Aynı zamanda, Muğla örgütünü ve seçmenini çantada keklik gören CHP üst aklına pahalıya mal olabilecek de bir uyarıdır.
Fatih Portakal gibi muhalefet kanadının sesi olan bir gazetecinin de, bütün bu savları doğrular nitelikteki sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşım ve süreci yakından takip edeceklerini belirtmeleri ilginç bir detaydı ayrıca.
Benimki de bu tespitlerden ortaya karışık. Bundan sonrasını CHP’li seçmen düşünecek.
Sosyal medyada her ne kadar aday adaylarının Aras’a destek paylaşımlarını görüyor olsak ta, bu beklenmeyen kararı belli etmeseler bile kırgınlar yaratacağını da düşünmek lazım.
Malum 10 ismin emekleri zayi edilmiş oldu, paraları da çarçur..
Hazır paylaşımlardan söz etmişken, Türk siyasetinin halini de özetlemek isterim, çok kısa olarak.
Ahmet Aras’ın ya da bir başka ismin adaylığının açıklanmasından itibaren, herkes o isimle çektirdiği bir fotoğrafı sandıktan çıkarıp, paylaşmaya başlar.
Hepsi bu kadar. Öyle de oldu, oluyor.
Bu tutumun ilkesellik ve omurgayla ilgisi olmayabilir. Kısaca siyaset denilip, geçiştirilebilir.
İşte bu noktada Aras’ın adaylık süreci birçok soru işaretleriyle ortada dururken, adaylığının netleşmesinin ardından yapılan sosyal medya paylaşımları gerçekten görülmeye değerdi.
Bunu sadece CHP’de oluyor diye yazmış değilim. Diğer partilerde de oluyor, yukarıda Türk siyaseti adı altında özetlemiştim.
Ancak 10 aday adaylı sürecin yaşandığı Muğla CHP’sinde gözlemlediğimiz dönüşler var ki, o dönüşler gerçekten baş döndürücü.
Aday adaylığı açıklayan 10 isim, bu ilin ve partisinin hakikaten değerli isimleri. Bu aday adaylığı sürecinde kendilerini destekleyen yol arkadaşları vardı. Buna Ahmet Aras’da dahil.
Yani Aras’ın da başından beri destekçilerinin olması normal olduğu gibi atanmış olmasına da sevinen bir kesimin olması normal.
CHP’nin malum Muğla büyükşehir için oy potansiyeli ortada. Bu 10 isimden herhangi biri aday yapılsa bile, sırf CHP diye oy veren sadık bir seçmen kitlesi var. İşte bu noktada ne aday adayları, ne destekçileri kendilerinin neden aday yapılmadığını sorgulamadan aday gösterilen Ahmet Aras ile olan fotoğraf paylaşım yarışına girer gibi olan tutumları trajikomikti.
Bütün bu olup bitenleri izlerken insanın aklına şu ünlü söz geliyor:
‘Kral öldü, yaşasın yeni kral.’
Evet, belki ‘Biz CHP’yiz, böyle zamanlarda etkilenmeyiz, kenetleniriz, genel merkez kim derse onun arkasından yürürüz’ mesajı veriliyor anlıyorum ama bu bakış açısı yerleşik hal aldığı sürece daha çok emekler zayi olup, daha çok aday adayının ortada çıkıp çıkıp oturmasına yol açacaktır.
Bu sadece yaşananlara ilişkin bir durum tespitidir. Elbette Ahmet Aras kişisel olarak değerli bir isimdir. Uzun yıllar Türk Silahlı Kuvvetlerinde vatana hizmeti olmuştur. Buna kimsenin diyeceği yoktur.
Ancak kamuoyu ve biz gazeteciler yaşanan süreci ve böylesine sürpriz bir atama olarak ilan edilen ismin yerel yönetim görev süresindeki performansına bakarak, tespitlerde bulunur, Bodrum belediye başkanlığı sürecinde ne yaptı, büyükşehir belediye başkanlığında ne yapar bunlara yoğunlaşır.
Yoğunlaşmadan baş döndürücü fotoğraf paylaşımı yarışında gösterilen reflekse hayran kalmamak elde değildi bu yüzden.
Umut dünyası işte.
Objektif, soran sorgulayan ve ortada cevap bekleyen sorulara cevap arayan bir mantıkla kaleme aldığım bu yazının doğru okunması da, fanatizmden uzak, bilinçli yaklaşımlarla mümkün olacaktır.
Malum herkes gibi önce bir vatandaş olarak, sonra da Muğla siyasetini yakından izleyen bir gazeteci olarak bu sürece ilişkin tespitlerimizi siz okurlarımızla paylaşmak durumundayız.
Ahmet Aras’ın adaylığı hayırlı olsun. Bakalım CHP genel merkezinin bu kararının yansımaları sandığa ne şekilde tezahür edecek.
Velev ki istenildiği ölçüde tezahür etti; Bodrum’daki şikayetlerin il bazında yaşanmaması dileğimiz olacaktır.
Sanmayın yazımı Ahmet Aras’ın adaylığıyla bitireceğim. Osman Gürün’süz elbette olmaz.
Malum ilkleri hayata geçirmekte maharetini yakinen bildiğimiz Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün giderayak Menteşe Evleri mevkiindeki park ve deprem toplanma alanının ortasına inşa ettirdiği market inşaatıyla ilgili ne düşündüğünü hazırlayıp sunduğu televizyon programımda AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın’a sordum.
Kendisi, göreve seçilmesi halinde ilk iş olarak büyük tepki uyandıran o projeyi kaldıracağının sözünü verdi.
Bakalım aynı kararlı söylemi Ahmet Aras’ın ağzından da duyacak mıyız?
Ben açıkçası duymak isterim.
Halk vicdanında kabul görmeyen bu proje mutlaka ortadan kaldırılmalı.
O zaman CHP’de yaşanmayan değişimin, Muğla yönetim anlayışında yaşanacak olduğunun sinyallerini görmüş oluruz.
En azından Osman Gürün’ün projelerinin aksine halka kulak verildiği ve kamu yararının gözetildiği düşüncesi kamuoyunda hakim olmuş olur.
Aras’a da sorarız elbet.
Ha bir de; bu süreçte büyük umutlarla göreve getirilen ve ne yaptığı bir türlü belli olmayan CHP il başkanı ve dolayısıyla il yönetimi, etkisiz bir görüntü sergileyerek sınıfta kalmıştır.
CHP özellikle aday tercihleri noktasında baya bir karışık.
Kim bilir 31 Mart seçimlerinden sonra 1 Nisan 2024 itibariyle olağanüstü kongre kararı bile alınır mı bilmem.
1 Nisan şakalarına rast gelen bir süreç olur bahaneyle.
İzleyelim görelim, renkli bir seçim dönemi yaşanacağa benzer…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Süleyman Akbulut - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet değil haberi geçen ajanstır.