Siyaset, basın ve saygı

Yazımın başında seçimle ilgili biraz bilgi vermekte yarar var.
Türkiye tarihi boyunca Bakanlar Kurulu ile Askerî ve sivil mahkeme kararları ile yasal olarak kapatılan siyasi partilere bakıldığında 12 Eylül 1980 Darbesi'nin ardından 16 Ekim 1981'de Millî Güvenlik Konseyi, tüm siyasi partilerin kapatılmasına ve mallarının Hazine'ye devredilmesine karar vermişti.

Şu itibariyle Ocak 2024 itibarıyla Türkiye'de 135 siyasi parti etkin durumda. Bunların 36’sı 31 Mart yerel seçimlerine katılabiliyor. Seçimlere katılma yeterliliği bulunmayan siyasi parti sayısı ise 99. Açılma ya da kapanma süreçleri mahkeme sürecinden dolayı faaliyette bulunamayan siyasi parti sayısı 4.

 

***
50 yıllık mesleğimin ilk 20 yılı İstanbul’da geçti. Çeşitli gazetelerde çalıştım. 1983 yılı itibariyle de çeşitli siyasi liderlerle sürekli olmasa da belli dönemlerde bazı şehirleri gezerek seçim çalışmalarına tanıklık ettim. Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel, Erdal İnönü, Alparslan Türkeş, Kenan Evren, Turgut Sunalp (Milliyetçi Demokrasi Partisi 1983), Sadettin Tantan, Turgut Özal, Hasan Celal Güzel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Mehmet Ağar, Kemal Kılıçdaroğlu ve Recep Tayyip Erdoğan aklıma gelenler.

 

Siyaset, basın ve saygı

***
Dönelim yazımın ana fikrine

Siyaset..

Basın..
ve saygı..

Ne yazık ki ülkemizde giderek eksilen değerler.

Kimse üstüne alınmasın ama yıllar önce Neyzen Tevfik’in bir şiirini hatırlatmakta yarar var. Çünkü ünlü nükteden bu durumu çok yıllar önce anlamış, keşfetmiş. Ne diyor Tevfik, “Kime Sordumsa Seni” isimli şiirinde:

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;

Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...

Künyeni almak için, partiye ettim telefon:

Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!..

NOKTA çoktan konulmuş.

Siyaset, basın ve saygı

***
1983 yılından itibaren tanıdığın siyasilerle şimdikilerini kıyaslıyorum da yazımın ana fikri ortaya çıkıyor. En sert geçen parti çekişmesi Cumhuriyet Partisi ile Adalet Partisi dönemini 1962 yılında Nevşehir’de yaşadım. Sokağın bir yanı CHP, diğer yanı ise AP’lilerden oluşan, hatta camilerinin bile ayrı olduğu. Ama tek kavga, küfür ve belden aşağı vurma yoktu. Onun ötesinde hem siyasilerin hem de vatandaşların birbirlerine saygıda kusur etmediği önemli günlerdi. Saygı ön plandaydı.

 

Siyaset, basın ve saygı

***
En büyük çekişmeyi yaşayan liderler ise herkesin bildiği gibi Demirel ile İnönü’ydü. Onlar şimdilerde olduğu gibi kesinlikle birbirlerine hakaret etmeyi bırakın kırıcı tek söz söylemedikleri gibi kimseye de söyletmezdiler. Karşılıklı hasta ziyaretlerine gittiler. Protokolde bile yan yana yürüdüler.
Kimse kimseye çamur atmadı.
Tu kaka demedi.

Hele hele

Kifayetsiz,

Sefil,
Zavallı,
Gafil, hiç demedi.
Süleyman Demirel’e yaptığı zamlar sonrasında en ağır çizgilerle eleştirildiği karikatürleri bile çizerinden imzalattırıp duvarlara asacak kadar da alçak gönüllüydü. Sanata ve sanatçıya saygısı büyüktü.
Siz hiç gaza zam yaptıktan sonra çizilen “Sülügaz” karikatürü sonraki dönemlerde yapılsaydı ne olurdu düşünebiliyor musunuz?

 

Siyaset, basın ve saygı

***
Seçim kampanyalarında yapamayacaklarının sözünü vermediler.
Hele hele insanların gözlerinin içine bakarak, bile bile yalan söylemediler.
Şimdi ki durum ne?
Vay ki vay.

Verilen sözler için devletin Merkez Bankası ellerinde olsa yetmez.

 

***

Gelelim basın meselesine.

Çuvaldızı kendimize sakladım.

Nerede 1980’li yılların gazetecinin vatandaşlara, vatandaşların gazetecilere bakış açısı nerede?
Spor yazarlığında mertlik ne zaman ki yazarlar tribüne tuttukları takımların atkıları ve akıllarıyla girmeye başladı mertlik bitti.
Eskiden üç büyüklerin maçlarında tüm taraftar alınır,  tribünler yarı yarıya bölünerek eşit paylaşılırdı.
Tribünlerde küfür yoktu.

Tribün liderleri (O zaman amigo deniyordu) o kadar saygılıydı ki, karşı takım hiç duymadıkları yeni bir slogan attıklarında, hemen slogan yazma sorumluları harekete geçer en fazla 10 dakika içinde yeni slogan üretirdi.
Hem güldüren,
Hem de derinden düşündüren.

Karşı cevap veremezse sadece alay etme alkışı yapılırdı o kadar.

Siyaset, basın ve saygı



***
Ekonomiden siyasete kadar diğer alandaki gazetecilik de hemen hemen eş değer yıllarda bitti. Önce yandaş muhabir ve yazarlar türedi. Peşinden patronlar. Patronların peşinden siyasilerin çıkar uğruna kurdukları ya da birilerine satın aldırdıkları basın kuruluşları.
Olmadık yalan şeyler üreten,
Çamur atan,
Belden aşağı vuran.
Vs. vs. vs gazetecileri.

***

Saygı mı?
Haydi canım sende..

Bu kadar olumsuzluğun yaşandığı yerde saygı olur mu?
Zaten o saygı olsaydı;
Bu olumsuzluklar
Bu çelişkiler,

Çekişmeler yaşanır mıydı?

 

NOT: Yazımda kullandığım karikatürlerin çizerlerine teşekkürler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa SARIİPEK - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet değil haberi geçen ajanstır.