“Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.”

Sallanıp Dururuz

28 Haziran saat 20.43 Osmaniye Merkezli 5.4 ve 29 Haziran 07.06 saati itibarı ile 4.7 şiddetindeki deprem arasında merkez üssü Osmaniye, Bayır ve Bozburun olan yirminin üzerinde muhtelif şiddetlerde deprem yaşadık.

Medeniyetin beşiği olan Anadolu coğrafyasının en hareketli deprem bölgelerinden biri olan bölgemizdeki halk arasında tedirginlik, korku ve endişe yaratan saatler sonunda Deprem ve Etkileri olgusu bir kez daha gündemin baş köşesine oturdu.

Akıllara hemen 1957 Fethiye’yi ve çevresini yerle bir eden deprem akıllara geldi depremi geldi.

“24 Nisan 1957 gecesi saat 21.17’de 6.2 şiddetinde, 25 saniye süren, merkezi Fethiye olan deprem; Marmaris, Köyceğiz, Rodos, Muğla, Kaş, Bodrum, Milas, Yatağan, Acıpayam, Tefenni, Finike, Aydın, Isparta, Burdur, Ödemiş, Nazilli, Denizli, Symi ve Kos’ta da hissedilmişti. Bu sarsıntıdan yaklaşık 7 saat sonra, 25 Nisan sabahı saat 04.26’da 7.1 şiddetinde ve 60 saniye süren ikinci bir sarsıntı yine aynı bölgede etkili olmuştu. Artçı sarsıntılarsa yaklaşık bir hafta sürmüştü.

Depremin sonucu; Fethiye’de rıhtımın 5-6 metrelik kısmı sahilden koparak sulara gömüldü, bu civardaki asfalt yollar yer yer yarıldı, telefon telleri koptu, haberleşme tamamen kesildi, ilçedeki hastane, cezaevi, postane, ortaokul, sağlık okulu ve belediye binası tamamen yıkıldı, Yeni Cami ve diğer camilerin minareleri kısmen hasar gördü.”

Marmaris’te paniğe yol açan son büyük deprem ise 1999 yılında yaşandı;

“Muğla’nın Marmaris ilçesi, 05 Ekim 1999 tarihinde 5.2 büyüklüğündeki depremle sallandı, paniğe kapılıp balkon ve pencerelerden atlayan 103 kişi yaralandı. Bazı binaların duvarları çatlayıp camları kırılırken, okullar bir gün tatil edildi. Turistler otellere girmedi.”

Bu deprem şiddetinden öteye o yıl 17 Ağustos tarihinde gerçekleşen 7.1 lik büyük Marmara depreminin halk üzerinde yarattığı psikolojik tahribat dolayısı ile bu Perabet denli panik yaratmıştı.

Gelelim günümüze salgın hastalık ve pandemi önlemlerinin hayatımızın bir parçası olduğu günümüzde, deprem denilen doğal olayı, faciaya yol açan bir afet olmaktan nasıl çıkarabilir, depremin tahribatının insan eli ile yapılan yapılardan kaynaklandığı bilinci ile ne gibi önlemler alabiliriz eğitimini ve örgütlenmesini ve denetimini hayata geçirmek üzere harekete geçmeliyiz.

Bu konuda bilgi birikimini paylaşmaya hazır, donanımlı birçok insanın yaşadığı Marmaris’te STK, yerel yönetim ve mülki idare acilen koordinasyon çalışmasına başlamalıdır.

Hiçbir kuruluş sivil toplumun örgütlenmiş, eğitimli doğal afet milis güçleri olmadan başarılı bir mücadele verilemeyeceğini aklından çıkarmamalıdır.

Doğa ve çevreye duyarlı bizler yıllardır yazıp çizmektenve konuşmaktan yorulmadık, ancak bu konuda daha bu işin gerçek sorumluları tarafından bir arpa boyu bile yol alınmamış olması, geçirdiğimiz ve hala yarası sarılamayan felaketler belleklerimizden silinmemişken çok üzücüdür.

Buraya hizmet anacı ile gelen ve görevi bittiğinde tayini çıkanlar burada yaşanan çevre katliamını unutabilirler. Ancak bizler bu felaket tablosunun sürdürülebilir yaşam anlamında verdiği zararı yaşadığımız müddetçe çekmekteyiz. Onun için bu işlerin gerçek yetkilisi bizler olup, bu konuda görevlendirilmiş insanları uyarmak ve onlara yardımcı olmakla yükümlüyüz.

Dün yaptığım Orman gezisi içimi acıtmıştır.Armutalan’da bulunan turistik bir tesisin duvarına bitişiğindeki orman yolu ve orman içi pislik diyarı haline gelmiş, bu yola konan beş adet de yangın musluğu tahrip edilerek çalışamaz hale getirilmiştir. Unutmayın ki en büyük orman yangını 1996 DPT kampı çöplüğünden çıkmıştır (1996 yılında Marmaris’in Çamlı Köyü Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) dinlenme tesislerinde çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle Yeşilbelde, Hisarönü ve Armutalan Mahallelerine kadar ulaşırken cennet gibi koylar ateş altında kaldı. Soğutma çalışmalarıyla birlikte bir aya yakın süren yangında, 7 bin 105 hektar kül oldu).

Orman yanar, deniz kirlenirse, ilk zarar görecek olan turizm yatırımcılardır.

Turistik tesisler sadece kendi sınırları içerisinden değil yakın çevrelerinden de sorumlu tutulduklarında bu sorunlar büyük bir ölçüde halledilebilir. Bu konuda her tesisin yangınla mücadele için sivil bir birimi, donanımı ve aracı olması gerekmektedir. Göstermelik yangın kovaları, balta ve söndürücülerin bulunduğu denetim köşeleri bu konuda yetersizdir. Kazancını borçlu olduğu ormanı korumak ve bu konuda yatırım yapmak turistik tesislerin öncelikleri arasında olmalıdır.

Meslek Birlikleri ve Ticaret – Esnaf Odaları, Yerel Yönetim ve Mülki İdare işbirliği ile bu konudaki çalışmaları, konusunda uzman derneklerin ve yerelde yaşayan uzmanların desteği alınarak acilen başlatmalıdır.

Ne şanslıyız ki “Doğa Ana” derlenip toparlanmamız ve gerekli önlemleri almamız için tarafımıza 5.4 ile 4.7 şiddetinde sinyalleri yollamıştır. Ne diyelim “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.”

Hoşça kalın, dostça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Umur Özlüer - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.