MUSTAFA

Yeni Cami’nin karşısındaki Halk Evi bünyesinde belediye ve ilkokul bir arada idi. 1938-1939 öğretim yılında, ilkokul Yeni Yol Caddesindeki Atatürk İlkokulu’na taşındı. Yeni Yol Caddesinin, Datça yoluna bakan tarafının tam ortasında, büyük bir okul idi artık. Sınıflar büyük, karatahta büyük, kum masası kocaman!

İsmet Paşa Sokağı’nın ortasında, büyük dut ağacının bulunduğu dolma bahçede, bütün yaz oynayan çocuklar ve Mustafa da, artık, okula gidecekti. Bir elinden babası Hasan Çavuş tuttu, diğer elinden annesi Akkadın.

Yürü, yürü, okul uzak. Oysa Halk Evi çok yakında. Bu yeni okula oflaya puflaya giden çok öğrenci vardı. Nihayet okulun bahçesine geldiler. Hasan Çavuş 1. sınıfın yerini buldu. Baktı mahalleden öğretmen Naciye Hanım:

-Naciye Hanım! Naciye Hanım! Mustafa’yı kime teslim edeceğiz?

-1. Sınıflar bana. Benim öğrencim olacak.

-Aman hocam biliyorsun Mustafa ilk çocuk. Yine de “eti senin kemiği bizim”.

-Siz hiç merak etmeyin Akkadın Hanım, Hasan Çavuş. Sizin olduğu kadar onlar bizim de çocuklarımız.

Marmaris’te ortaokul yoktu. Muğla’ya gidilecek. Akraba, eş dostun yanında okunacak. Şimdiki Turgut Reis Lisesi o zaman ortaokul.

İkinci Dünya Savaşı bitmiş. Yalçınlar’ın; ordu tarafından alınan otobüsü, geri verilmişti. Eh otobüs sayılırsa.

Hasan Çavuş, Mustafa ve diğer yolcular; bindiler otobüse, geldiler Çetibeli Köprüsüne. O da ne? Sanki köprünün yarısı yok. Muavin ve diğer gençler atladılar dereye. Önce keşif yaptılar. Araba tekerleklerinin geçeceği yolu büyük taşlarla düzelttiler.

-Önce otobüs geçsin. Yolcuları hallederiz dedi şoför.

İki gün önceki yağmurda tahta köprü yıkılmıştı.

Hasan Çavuş; ayakkabısını çıkardı, pantolonunun paçasını sıvadı, Mustafa’yı kucağına aldı. Otobüsten önce karşıya O geçmişti.

Sonra Gökova’ya gelmişlerdi ki:

-“Allah kahretsin yine su kaynattı. Herhalde radyatör delindi” dedi şoför muavine.

-Oğlum kap şu yakın köylerden biraz lokum al getir.

Şoför lokumu çiğnedi, radyatörün içine attı. Dışarıdan delinen boruyu şöyle bir sardı, sıvadı, suyunu tamamladı. Tam “Sakarın, Gökova’ya bakan, Tenekeli Kahve”ye geldi:

-Yarım saat istirahat molası.

Öğlen olmuştu. Sepetler, bohçalar açıldı yemekler ortaya çıktı. Hem manzara, hem dolmalar, kızartmalar ekmek arası köfteler yendi içildi.

Dura kalka su kaynata kaynata Muğla’ya geldiklerinde yolculuk 6 saati geçiyordu. “Yürüyerek gelsem bu saatte zaten Muğla’daydım” dedi Hasan Çavuş.

Lise parasız yatılı sınavı için hazırlanmak gerekiyordu. Mustafa zaten hazırdı. Bu defa ANTALYA! Elbise bir imza, traş bir imza, ayakkabı bir imza. Cumhuriyet onlara her şeyi sağladı.

Üniversite ve sonrası… Mustafa Cumhuriyetine ve ATA’sına vefa borcunu ödemeye kararlı idi. O ilk oldu. Prof. Dr. Mustafa AYYILDIZ… Marmaris’imizin ilki ve yıldızı. Teşekkürler Hocam. Ellerinizden öperiz. Sağlıklı, uzun ömürler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Karabenli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.