HAFTA SONU BALIKÇILIĞI

Lise son sınıfta idik. Sabahtan beri karar verilemedi. Şimdi mi çıksak? Yoksa akşam serinliği ile mi? Yol nereden baksan iki saat tutar. Öğle sıcağı ile olmaz. Balık zaten yakalanmaz.

Hem eğleneceğiz, hem balık tutacağız. Taa Aksaz’a Yılancık Adası, Damlacık Suyu sahiline gideceğiz.

Kimler var? Önce tespit edelim. Ona göre kumanya alalım. Balık tutamazsak, lazım olur. Her şey garanti olmalı.

Mehmet Abi, yoklamaya başladı.

-Yusuf?

-Tamam.

-Koca Ali?

-Tamam.

-İbram?

-Tamam.

-“Tre bien” Mustafa?

-Tamam.

-Ömer?

-Tamam.

-Le altı kişiye tutulan balık yeter mi?

-Bizim bahçeden bir konik biber, domates, patlıcan toplarız.

-Başka?

-Kasapta et bitmeden, yarım oğlan alalım.

-Başka?

-10 ekmek yeter mi?

-Şarap, şarap? Kaç şişe?

-Herkes içkisini kendisi alsın. 6 büyük, bir buçukluk (Dimitri Copola) köpek öldüren.

-Tamam. İçmeyenin şarabını ben içerim.

-Yeter mi bakalım?

-Hemen anlaştık. Hatibirimi’nden bir konik sebzeyi nasıl getireceğiz? Ömer en kuvvetliniz.

-Önce bahçeye yürüyelim arkadaşlar.

Biber, patlıcan, domates hemen toplandı. Ömer “hop,, dedi koliyi omzuna attı. Yarı yolda

-Bicdı ya le bu omzumu. Acık Ali daşısın.

Ali aldı.

-Kaç kilo bu? Ağır a le!

-Hadi, hadi. Senin gibi güçlü, kuvvetli bir adam bir konik (yaklaşık 40 kg) taşıyamaz mı le? Baksa neredeyse kordona geldik.

Et, şarap alındı. Konik geldi. Saat 17:00

-Tam vakti! Yolda karnımız acıkırsa; mangalımız var, et yapar; biber, patlıcan közleriz.

Demir çekildi, motor çalıştırıldı ver elini Damlacık Suyu. Boğaz’ı geçmiştik. Mustafa:

-Mehmet Abi! Deniz üstü insan acıktırıyı, hindiden mangalı hazırlayalım. Yiyelim içelim.

-Tamam aslanım.

Deniz hafif çalkantılı teknenin başı rüzgara verildi. Mangal hemen tutuştu.

-Aslanım bee!.. Her şey var bu teknede. Bak mangal nasıl yanıyı? Hazırlayın patlıcanları; “önce patlıcan” demeye kalmadı; hafif bir sallantı, mangal çöktü! Her taraf kor!

-Abi n’apacazz!…

-Bende her alet var.

Hemen kamarada duran tenekeyi aldı. Bir teneke makası, mangala göre kesti ve külleri ile korları tekrar mangala attı. Tabi ki eller yandı. Yandı da dinleyen kim?

-İşte bu teknede, teneke makası! Bende bütün aletler var. Kaptanım ben kaptan!..

Yılancığın kuytusuna demir atıldı. Malzemeler karaya çıkarıldı. Hemen, ateş yakıldı. Ne yiyilecek ne içilecek hal kalmamıştı ama; yine de, yenildi içildi.

Ben teknede, diğerleri ateşin başında uyuduk. Geceki rüzgarla ve sallantılarla tekneyi karaya bağlayan ip boşa çıkmış; demir boyu açılmıştım.

-Abi ben motor çalıştırmasını bilmem!

-Le siz nasıl Marmarislisiniz. Pancar motor de mi bu? Bi kol attın mı; tamam!

-Abi valla bilmem!

-Öyleyse bas içine, bağla belini, atla denize.

Balık tabancası ile bir kaç kefal vuruldu. Ateşle kızan kenar taşlarda “boklu kebap” yapıldı. Şarapların tamam bitirildi.

Şarkılar, türküler. Ali ile Ömer’e bilek güreşi yaptırıldı. Güneşin altında akşam sarhoşluğu ile uyuyanlar, açılmak için denize girenler, Damlalık Suyu ile buz gibi duş. Harika bir gece bir gündüz.

-Hadi, hadi bu saatten sonra bişi yapılmaz gidelim gari.

-Gidelim!.. Gidelim!..

Yusuf ile Mustafa baş üstünde hala uyup durular.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Karabenli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.