GISA YALININ ÜÇ HAYRİYESİ

Çolak Şavkı, her zamanki gibi; gecenin karanlığında naralar atarak, evine doğru yaklaşıyordu. Hayriye pencereden şöyle bir baktı.

-Allah seni kahretsin! Gine mahalleye irezil olup duruz. Kör olası, hindi ben sene gösteririm.

Çolak Şavkı bunları duyacak halde değildi. O gün yine yetmişlik “mavili” (ispirto) içmiş, kimlere sataşmış, kimlere dolaşmış, belli miydi? Şöyle evin kapısına tam vuracaktı ki, kapı açıldı. Hayriye elinde kocaman bir odun ile onu bekliyordu. Bir vuruşta kapının eşiğine yıktı. Allah, demedi; verdi odunu!

-Bıktım senden, bir gün ayık gel adam! Bak yarın vapur gelecek, kim taşıyacak çuvalları, kim para getirecek eve, Allah nasıl bilirse öyle yapsın!.. Pat… Küt… Pat…. Küt…

Şevki’nin nefes alacak hali yoktu. Hayriye onu zorla yatağına çekti. Kendisi de en az Şevki kadar boylu ve kuvvetli idi. “Kocasını dövebilecek olan ve ona söz geçirebilen Hayriyeler”in en birincisi!..

Sabah horozlar öterken kalktı. Yağlanmış çökelek, zeytin ve saç üzerinde yaptığı bir gün önceden mayalanmış, kabalama ekmeğini hazırladı. Çayı demledi.

-Şavkı!.. Şavkı!.. Vapur Boğaz’dan girdi. Marmaras’a selam düdüğünü çaldı. Hadi kalk! Şimdiden iskele dolmaya başlamıştır. Sen de sıraya gir. Bak yöğmiyeyi bana getireceksin, bugün içmek yok!..

Altınbaşın Memet, her zaman olduğu gibi; yine hayıttan (ağaç) kirtil yapıyordu. Hayıt ağacının dalları ince ve uzun olur ve her tarafta bulunurdu. Onların aynı boyda olanlarını kesip temizler ve yalı gıyısında, evinin hemen önünde; koca taşın üzerine oturup kirtili örmeye başlardı. Ahh, bi akşam oldu mu, işte o zaman insanın canı içmek istiyor. İçince Hayriye kızıyor; bazen de dövüyor yahu!..

Hayriye becerikli kadındı. Marmaris’te dokunmuş ipek kumaşlardan şamın yapar (baş örtüsü), yapanlardan toplar, onları Dalaman’a satmaya götürürdü. Dönerken de un ve benzeri gibi ihtiyaç maddelerini sırtında taşırdı. Yani yayan gider, yayan gelirdi. Çok güçlü ve becerikli bir kadındı.

İbişin Hayriye’nin kocası genç yaşta vefat etti. Marmaris’te Meslek Sağlık Okulu’ndan mezun İLK EBE HEMŞİRE idi. Sadece Kısa Yalı’nın değil, Marmaris’in tek ebe hemşiresi. Her kadının tek yardımcısı. Ne gizli hikayeler vardır onda. Bütün gençlerin ebe annesi, bütün kadınların kurtarıcısı! Ona bazen korkuyla, çoğunlukla da saygıyla yaklaşılırdı. Onun ne gecesi ne gündüzü vardı. Cefakar ve vefakar ebe Hayriye!

Bütün bu Hayriye’ler Kısa Yalı’da elli metre ara ile otururdu. Marmaris’in güçlü kadınları!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Karabenli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.