Düelloya Davet


Bu başlık sizi şaşırttı değil mi?
Cumartesi, Pazar günü çoluk çocuk denize gitme günümüzdür.
Her hafta ayrı bir yere gider, böylece çevrede neler olup bittiğinin de farkına varırız.
Bu hafta Turgut koyuna gidelim dedik.
Gördüğümüz manzaralar bizi şaşırttı, Muğla Büyükşehirle birlikte köyler mahalle olunca, olanakları sorumluluk alanı kadar genişleyemeyen Marmaris Belediyesi denetimi buralara kadar uzanamamış.
Bataklık alanları üzeri ve sahil Bungalov tarzı yapılarla dolmuş, tekerleği kapan göstermelik olarak bu yapılara koyarak turizmkondu rantını yaratmış. Üstüne üstlük bu kondulara bir de kocaman Türk Bayrağı dikilince iş tastamam olmuş.
Biz yıllardır gittiğimiz köy kahvesinden yat kulübe dönüşme sürecindeki restoranın yolunu tuttuk.
O da ne her zaman rahatlıkla geçtiğimiz yolda demir bir kapı yanında bir bekçi kulübesi ve denize kadar uzanan bir duvar. Şaşırtıcı ama sahibine sorarız diye düşündüm.
Geçerken el sallayıp bizi durdurmaya çalışan maskesiz, sıradan giyimli bir genç. – Nereye – Sana ne dedim geçtim. Öyle ya 30 yıldır ahbabımız sandığımız, çocukluğunu bildiğimiz, ailecek tanıdığımız bir işletmecinin mekânına gidiyoruz. Yer sanki bizim. Ama öyle değilmiş.
Bizimkiler arabadan indi restorana geçtiler.
Bu sefer bana karayağız sıradan giyimli bir delikanlı yanaştı.
-Sen Kabadayı mısın? dedi. -Hayrola delikanlı, ben anayasadayım dedim. O– Ne o öyle sorgusu sualsiz elini kolunu sallayıp geçiyorsun? Ben – Nasıl geçeyim, burası halka açık bir alan, sizler de kim oluyorsun da burada insanları durdurup sorgu sual sorma hakkını kendinizde görüyorsunuz. Dedim.
Delikanlı bana, hatta bana – Terbiyesizlik yapma dedi. Ben de asıl siz terbiyesizlik yapıyorsunuz * kıyı kenar kanuna göre halka açık alanları duvarla kapatıp kapı koyamazsınız o kapıyı da duvarı da kaldırmanız gerek dedim.
Delikanli – Bu mahallenin kabadayısı sen misin, kuşan gel de tabancanı hesaplaşalım dedi.
La havle Pazar günü deniz keyfine gelmişiz, paramızla restoranda oturup yiyip içeceğiz.
Rezalete bak. Ne huzur kaldı ne keyif. Üstelik tabancalarım yanımda değil evde kalmış.
(Söylemesi ayıp bir su püskürten bir de balon fışkırtan iki tabanca var evde.
Onlar da toruna ait, asla izin vermez almama.)
Hava 40 derece bize musallat olan delikanlı 100 derecede kaynama noktasında, gözlerinden buhar fışkırıyor adeta. Neyse araya girenlerle bu sıcaklık uzaklaştı.
Biraz sonra yanımıza gelen, bu yanlış uygulamaların restoran sahibi beni görünce şaşırdı tabii.
– Abi hayrola. Dedi durumu anlattım.
Özrü yapılan ayıbı örtmeye yetmedi üstelik yangın fırsatçılığı koktu.
-Burası bizim tapulu yerimiz, her türlü iznimiz var, kapı duvar ise yangın kundakçılarına karşı önlem olarak yapıldı ormanı korumaya aldık, jandarmanın da izni var dedi.
Ben her ne kadar jandarmanın böyle bir izin vermeye yetkisi olmadığını, kıyı kenar kanuna göre deniz kıyısından 50 metre içerisine olan bandın kamuya ait olduğunu, burada hiçbir kimseyi sorgulama haklarının olmadığını bu ufku açık sandığım arkadaşa anlatmaya çalışsam da onun bildiğinden şaşmayacağını görünce bir daha üzüldüm.
Vahşi turizm girişimciliği, gelenek, görenek, saygı, vefa duygularından uzak çağın şartlarında yol alıyor
Bir karşıya baktım iktidarı yönetenlerin tatil cennetlerinden yarımadayı kapatan dev hotel ve muhafazakar plajı görülüyordu, dere ağzı ve kumsal ise turizmkondu barakaları ile kaplanmıştı. Bulunduğum, bir zamanların içten köy konukseverliği ile ağırlandığımız yer ise sınıf atlama çabasının işgalindeydi. Demek ki herkes layık olduğu tarzda yönetiliyor diye düşünmekten alamadım kendimi..
Hoşça kalın, dostça kalın, anayasal haklarınızı savunmaktan asla vazgeçmeyin.
100 metrelik kıyı kenar kamu hakkı kamuoyu tepkisi olmadığı için 50 metreye indi.
Hala sessiz kalırsanız yarın öbür gün evinizin banyosuna tuzlu su doldurup, plaj posteri asmak zorunda kalacağınızı, ya da denize girmek için astronomik faturalar ödeyeceğinizi unutmayın lütfen.
* 3621 sayılı Kıyı Kanunu 2. Bölüm Madde 6 – Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Umur Özlüer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.