NİYE LAYLON ŞEYH?

Ben laylon değilim. Şeyh hiç değilim. O zaman niye “Laylon Şeyh?” Ne bu “Laylon Şeyh” kardeşim? Ne lan bu? (Diyebilirsiniz,
bazılarınız diyorsunuz zaten biliyorum, hissediyorum)
Efendim yıllar önce Allah bana nasip etti Kütahya’da Marmaris’teki mağazam için alışveriş yaparken muhterem insan Mehmet
Dumlu Hoca ile tanıştım.
Mehmet Dumlu Hoca iki oğluyla çini tabak toptancılığı yapıyordu. Emekli imam, aynı zamanda hafız, çok iyi giyimli, yelekli, takım elbiseli, kravatlı, saçı sakalı itinalı tertemiz, gözünde şık bir okuma gözlüğü, pırıl pırıl ayakkabılar, elinde piposu ile bir beyefendi idi Mehmet Dumlu Hoca, çok etkilendim.
Sohbet etmeye başladık. Ağzından bal akıyordu sanki. Dizinin dibinden kalkmak istemedim. Yakasında bir Atatürk rozeti, Masasının tam arkasında ise duvarda kocaman bir Atatürk resmi asılıydı. Resme baktığımı fark edince; “Adı güzel Güven Efendi oğlum bu dükkana yobazlar girmesin diye astım o mübareğin resmini” dedi.
Ya canlarım Mehmet Dumlu Hoca böyle bir adamdı işte. Şaban-i Tarikatı’nın şeyhi olduğunu sonradan öğrendim. Daha sonraki görüşmelerimizde neden bana şeyh olduğunu söylemediğini sorduğumda “ Gereği yoktu. Bak kendin aramış bulmuşsun” dedi. Alçak gönüllüydü, gönül adamıydı.
Mehmet Dumlu Hoca Kütahya için çok şeyler yaptı. Bir vakıf kurdu, fakirlere yardım etti. Evliya türbelerini onardı. Harap camileri ayağa kaldırdı. İslam ve Müslümanlık üstüne konferanslar verdi.
Kurduğu müzik gurubuyla televizyonda sufi ilahi konserleri organize etti. Üç yüzden fazla ilahi biliyor, ney çalıyordu. Binlerce takipçisi vardı. Seyahatlere çıkmış, dünyayı dolaşmıştı. Ve o dedikoducu Kütahya halkı bu muhterem insana kafalarında yaşattıkları hocalara benzemediği için “ Naylon Hoca” lakabını
takmışlardı insafsızca.
“Şu dünyada bir saat ömrüm kalsa, Allah dese ki bana “Ya kulum Mehmet! Benden bir istediğin var mı?” Ya Rabbi! Kalan bir saati de sana hizmetle geçirmek isterim” diyen bu eşsiz insanı 27 Ağustos 2010 yılında kaybettik. Cenazesine binlerce insan katıldı.
28 Ağustos 2010 günü Kütahya’da toprağa verildi.
Ve ben hocamın aziz hatırasına kendime “Naylon Şeyh” lakabını taktım. Sonra naylonu laylona çevirdim. Çünkü Sivaslıyım Sivas’ta naylon diyemezler laylon derler.
İşte böyle sayın seyirciler. Ben aslında ne laylonum ne de şeyhim. Ama her “Laylon Şeyh” diye imza attığımda aklıma o muhterem insan, insanı-kamil Mehmet Dumlu Hocama gaddarca takılan Naylon Hoca lakabı geliyor ve hocama rahmet okuyor, kendi çapımda bu haksızlığı protesto ediyorum. O muhterem insan gibi hoşgörülü, alçak gönüllü olmaya çalışıyorum.
Eee kendime “Laylon Şeyh” dememin hikayesi bu. Beni kınayanlar belki biraz yumuşamışınızdır herhalde. Sizi seviyorum.
Bu kadar işte

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güven Karabenli - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Marmaris Manşet Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmaris Manşet Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Marmaris Manşet Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Marmaris Manşet Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.