MARMARİS MANŞET

Vahşete Son

Bu nasıl bir sevgisizlik, bu nasıl bir vahşet?
Sevgilim dediğin kadını önce boğ, sonra varile koy yak ve betonla.
En vahşi yaratığın bile hayata geçiremeyeceği bir insanlık suçunu işle ardından aramızda dolaş.
Kimsin sen?
Hangi ana doğurdu seni?
Nasıl bir ailede yetiştin?
Hangi okullara gittin?
Nasıl bir toplumda, neler izleyerek yetiştin?
Hiç mi acımadın o anne yavrusuna, ceylan bakışlı Pınar Gültekin kızımıza.
Muğla’da katledilen Pınar Gültekin kızımız yukarıda bahsettiğim soruların yanıtını veremeyen binlerce katilden sadece birisinin kurbanıydı.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “2002-2020 Yılları Arasında Türkiye’de Kadın Hakkı İhlalleri” raporu hazırladı. Rapora göre 18 yılda en az 15 bin 557 kadının yaşam hakkı ihlal edildi.
İş yaşamı ve siyasete katılım oranları değişmezken 2020 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporunda Türkiye’nin 153 ülke arasında 130. sırada yer aldığı görüldü.
Tanrıkulu’nun hazırladığı “2002-2020 Yılları Arasında Türkiye’de Kadın Hakkı İhlalleri” raporunda dikkat çeken noktalar şunlar oldu:
2019’DA EN AZ 474 KADININ YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLDİ: AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken 2019’da en az 474 kadın, 2020 Ocak ayında 27, Şubat ayında ise 22 kadın öldürüldü. AK Parti’nin, iktidara geldiği günden 2020 Mart ayına en az 15 bin 557 kadının yaşam hakkı ihlal edildi.
2019 yılında öldürülen kadınların 185’i ateşli silahlarla, 101’i kesici aletle, 29’u boğularak, 6’sı kimyasal ilaç, 27’si darp edilerek, 6’sı yakılarak, 19’u yüksekten düşerek öldürülmüş ve 101’inin nasıl öldürüldüğü ise tespit edilememiştir. Bu ölümlerin 218’inin nedeni tespit edilemezken 115’i şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçti. Boşanmak istediği için öldürülen kadın sayısı 114, ekonomik nedenler gerekçe gösterilen kadın cinayeti sayısı 27 oldu.
CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ ARTIYOR: Kadın, Barış ve Güvenlik Endeksi araştırmasına göre kadınlar için yaşam kalitesinin en yüksek olduğu 167 ülke arasında Türkiye 114. sırada, Dünya Ekonomik Forumunun hazırladığı 2020 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporunda ise Türkiye 153 ülke arasında 130. sırada kendisine yer bulabilmiştir.
Ülkemizde hal bu iken, iktidarın  İstanbul Sözleşmesini tartışmaya açmasından daha vahim ne olabilir.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
Uluslararası hukukta kadına karşı şiddeti ya da ayrımcılığı yasaklayan pek çok uluslararası düzenleme bulunmakla birlikte, İstanbul Sözleşmesi kapsamı ve oluşturduğu denetim mekanizması sayesinde diğer düzenlemelerden ayrılmaktadır. Her şeyden önce kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan ilk bağlayıcı nitelikte uluslararası düzenlemedir. Ayrıca mağdurun haklarının korunmasına yönelik tedbirlerin, “cinsel yönelim” ve “toplumsal cinsiyet kimliği” ne olursa olsun ayrımcılık gözetilmeden alınmasını garanti eden ilk uluslararası sözleşme, İstanbul Sözleşmesidir.
Bu sözleşmeye ilk imzayı da 12 Mart 2012 tarihinde Türkiye koymuş, Temmuz 2020 itibariyle 46 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmıştır.;
Sivil Toplum Kuruluşlarının oluşturduğu kamuoyu baskısı ile medeniyete atılan bu adım günümüzde, geri alınmaya çalışılmakta, toplumun cinsiyet ayrımı olmadan gelişmesi önlenmek istenmektedir.
Lütfen bu çirkin ve gerici girişimi hep beraber,  toplu olarak duyarlılık göstererek  önleyelim. Birlikte insanca yaşamanın kurallarına saygılı davranalım.
Hoşça kalın, dostça kalın.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
error: Content is protected !!